Aşağıdaki başlıklar altında en çok merak edilen faydalı bilgileri bulabilirsiniz. Bunların dışında bize sormak istedikleriniz için "bize sorun" bölümüneki formu kullanabilirisiniz. Uzmanlarımız en kısa sürede sorularınızı yanıtlayacaktır.

Doğurganlık tedavisi ile ilgili temel bilgiler

  • İnfertilite Merkezine geldiğinizde, ilk olarak uzman doktor, sizinle ön görüşme yapacaktır. Bu görüşmede İnfertilite öykünüzü dinleyen doktorunuz, sağlık geçmişinizi anlamaya yönelik sorular soracaktır. Görüşmenin ardından, infertilite nedeninizi teşhis etmede kullanılacak muayene ve testler aşamasına geçilir. Test ve incelemeler, geldiğiniz gün içerisinde tamamlandığı için doktorunuzdan aynı gün, öğleden sonra sonuçlarınızı öğrenebilirsiniz. Bu andan itibaren neden doğal yollarla bebek sahibi olamadığınızı bilir ve neler yapılması gerektiğini öğrenmeye başlarsınız. Tedavi yöntemleri; yumurtlama uyarısı ve takibi, aşılama, tüp bebek tedavisi ve mikroenjeksiyondur. İncelemelere göre anne-baba adayına uygun bulunan tedavi yöntemi uygulanır.
  • Tüp bebek tedavisinde, anne adayında ilaçla geliştirilen, çatlatılan ve dışarıya alınan yumurtalar ile eşinden alınan ve hazırlıkları tamamlanan spermler, laboratuarda özel bir ortamda yan yana getirilerek döllenmenin olması beklenir. Mikroenjeksiyonda ise, benzer şekilde hazırlanan spermler, toplanan yumurtaların içerisine enjekte edilir.
  • Tedavinin ilk adımını, anne ve baba adayının ayrıntılı biçimde incelenmesi oluşturur. Anne baba adayına özgü nedenlerin ortaya çıkarılması için ön incelemelerin yapılması önemlidir. Bu ayrıntılı ön incelemenin ardından, uygun bulunan tedavi protokolüne göre, yaklaşık 10?15 gün süren tedavi sürecine geçilir. Bu sürecin temel amacı normalde her ay bir adet yumurta geliştiren yumurtalıkları uyararak, birden fazla sayıda yumurta elde etmektir. Belli bir büyüklüğü yakalayan yumurtalar çatlatılarak döllenmeye hazır hale getirilir. Anestezi uygulanarak toplanan yumurtaların mikroenjeksiyonla döllenmesi sağlandıktan 2?6 gün sonra seçilen embriyolar rahim içine yerleştirilir.
  • Ön görüşme aynı gün içerisinde tamamlanır ve anne-baba adayı infertilite nedeni ile çözüme yönelik tedavi türünün ne olduğunu öğrenmiş olur.
    Anne adayının incelemesine göre belirlenen tedavi protokolünün türü ile adet tarihi, tedaviye başlanacak tarihi ortaya koyar. Tedavinin başlangıcından sonuna kadar geçen süre ise ortalama 15 gündür. Bu süre içerisinde anne adayının yumurtaları USG ile izlenerek ve gerektiğinde kanda hormon düzeylerine bakılarak geliştirilir, olgunlaştığında toplanarak döllenme işlemi gerçekleştirilir, döllenen yumurtalar (embriyo) rahme yerleştirilir.
  • Doğurganlık çağı kadında menopoza girene kadar sürmektedir. İnfertilite nedeni ile tedavi alması düşünülen anne adaylarının yapılan ilk değerlendirmelerinde, yumurtalık rezervlerine ve âdetin üçüncü gününde yapılan hormonal değerlendirmelerine göre sonuç alınabileceğini düşündüren bulgular olduğu sürece tedavi uygulanabilir. Anne adayının yaşının 38 ve üzerinde olması durumunda, doğal yolla veya tedavi ile gebelik elde edilmesi şansındaki etkilenmesi yumurtalıklardan az sayıda yumurta elde edilmesi nedeni iledir. Ayrıca, ileri yaşta anne olunmasının getirebileceği genetik etkilenmeleri incelemek ve gebeliğinin sürdürülebilmesinin sağlanması için de sık aralıklarla kontrollerin yapılmasının sağlanması taşımaktadır.
  • Sigara kullanımının hem anne hem de baba adayında olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Bu etkilenmeyi hem üreme hücrelerinin üretildiği aşamada hem de hormonal düzeyde sağladığı düşünülmektedir. Ancak, bu etkilenmenin sigaranın kullanıldığı süre ile günlük içilen miktarın yüksel olması durumlarında olduğu gösterilmiştir. Tüp bebek tedavileri ile ilgili yapılan araştırmaların sonuçlarına göre, bu tedavi ile başarılı sonuçlar alınmasının havanın sıcak ya da soğuk oluşuyla doğrudan ilgisi olmadığını ortaya koymaktadır.
  • Tüp bebek tedavisi sabır isteyen, anne baba adayları bu sabrı gösterdikçe olumlu sonuçların alındığı bir tedavidir. Başarılı sonuç alınabilmesi için ideal bir tedavi sayısı yoktur, ancak başarısız tedavilerin sonrasında, gebeliğin oluşmama veya sağlıkla sonlanmama nedenleri doğru araştırıldığı takdirde bunların çözümlerini de içeren tüp bebek tedavilerinin kesinlikle tekrar denemelerinde fayda vardır.
  • Anne adaylarının tüplerinin kapalı olması, bu anne adayında aynı zamanda bir tüp bebek tedavisi alma zorunluluğunu da getirmektedir. Dolayısıyla, tüp bebek tedavisi sırasında tüplerin açık olması gerekmemektedir. Çünkü tedavide geliştirilen yumurtalar anne adayının tüpleri kullanılmadan toplanmakta, dışarıda döllenme sağlanmasının ardından yine tüpler kullanılmadan doğrudan rahim içine yerleştirilmektedir.
  • Tedavi için kullanılan hem yumurtalar hem de sperm hücreleri anne ve baba adaylarına ait olmak zorundadır. Bunu teyit etmek için anne-baba adaylarının evlilik cüzdanları ile merkezimizde tedaviye başlamaları gereklidir.
  • Tüp bebek tedavisinin başarısı, tedai sonrasında gebeliğin oluşması ve sağlıklı bir doğumla sonuçlanmasıdır. Tedaviye anne adayının vereceği cevap, alınan yumurtaların kalitesi, yumurtalarla işlem yapılacak olan baba adayının sperm özellikleri ile hem anne hem de baba adaylarının yaşları bu tedavinin başarısını doğrudan etkileyen faktörlerdir. Her anne baba adayının yukarıda bahsedilen bireysel özelliklerinin yanı sıra, çevresel faktörlere maruz kalıp kalmamış olmaları, bağışıklık sistemi-kanama/pıhtılaşma özellikleri ve genetik yatkınlık da başarıyı etkileyen faktörler arasındadır. Ayrıca, hem tedavi sırasında hem de sonrasında gebelik şansını artırıcı ek uygulamaların da yapılması mevcut şansını artıracaktır.
  • Kesinlikle hayır. Tüp bebek tedavisi sonrasında dünyaya gelen bebekler ile doğal yollarla dünyaya gelen bebekler arasında motor ve zihinsel gelişim açısından herhangi bir fark yoktur.
  • Tüp bebek tedavisi sırasında kullanılacak yumurta geliştirici ilaçlara başlamadan önce kullanılmasının yararlı olduğu düşünülen ilaçlar vardır. Hem anne hem de baba adayında şikâyet oluşturacak düzeyde olmasa da mikropların tüp bebek tedavisini olumsuz etkilemesi olasılığına karşı antibiyotikler kullanılır. Ayrıca, hem annenin hem de oluşacak gebeliğin, doğacak bebeğin sağlığını desteklemek, bünyeyi güçlendirmek için de vitamin ve mineral takviyesi yapılmaktadır.
  • Anne-baba adaylarının sahip olduğu hastalıklar ve düzenli olarak kullanmaları gerekli olan ilaçlar olabilir. Aynı zamanda çocuk isteği nedeni ile tüp bebek tedavisi de planlanıyorsa, mevcut hastalığı ve kullanılmakta olan ilaçların değerlendirilmesi gerekir. Hem tedavinin başarısının etkilenmemesi hem de gebelikte bebeğe zarar verme ihtimali olan ilaçların kullanılmaması amacı ile mevcut hastalıkların iyileşmesi ya da kontrol altına alınması sağlandıktan sonra tüp bebek tedavisine geçilmesi arzu edilir. Ancak hastalığın seyri bunu engelliyorsa, o zaman anne ve bebeği etkilemeyecek biçimde ilaç tercihi yapılır.
  • Ovumların tükenmesine bağlı olarak gelişen ovaryal yetmezlik menopoza yol açar. Bu 40 yaşından önce gerçekleşirse prematur ovaryan yetmezlik adını alır. Ovülasyon indüksiyonuna cevap alınamaz. En sık sebep otoimmün (bağışıklık sistemi) nedenlerdir. Postenfeksiyon, postkemoterapi, postirradiasyon diğer sebeplerdir. Daha önce düzenli adet gören bir kadının 6 ay süreyle adet görmemesini takiben birer ay aralıklarla iki kez bakılan serum FSH düzeylerinin 40 IU/L ve üzerinde saptanması erken yumurtalık yetmezliği olarak tanımlanır. Bu durumda olan bir kadının kendi yumurtası ile gebe kalması mümkün değildir. Aile öyküsünde bu durum mevcutsa, ailedeki diğer genç kadınların bu konuda bilinçlendirilmesi ve çocuk istemi varsa bu konuda ileri yaşları beklemeden plan yapmaları konusunda bilgilendirilmeleri önem taşır.
  • Tüp bebek tedavisinde anne adayının yumurtalıklarında gelişmesi, olgunlaşması ve çatlaması sağlanan yumurtaların, vajinal yol kullanılarak dışarıya alınması ve dışarıda döllenme sağlandıktan sonra döllenenlerin rahim içine yerleştirilmeleri söz konusu olduğundan, anne adayının tüpleri hiç kullanılmayacaktır. Dolayısıyla, tüp bebek tedavisi için tüplerin açık olup olmadığının araştırılmasına da gerek olmayacaktır. Sadece muayene sırasında, tüplerden bağımsız olarak, rahim içinde şüphe uyandıran bir durum saptandığında film istenebilir.
  • Tüp bebek tedavisinde kullanılan hormon ilaçlarının tedavi süresince kullanılmalarının kanser yapıcı etkisi yıllardan beri araştırılan bir konudur. Yapılan çalışma sonuçlarının kanser yapma özelliklerini destekleyen herhangi bir bulgusu ile karşılaşılmamıştır. Aksine, bu hormon ilaçlarının, en az 5 yıl ve sürekli kullanılmaları halinde yumurtalık ve rahim kanserlerini önleyici etkilerinin olduğu, meme üzerinde de kistik oluşumlara yol açabileceği tartışılmaktadır. Ancak, meme ile ilgili kötü huylu hastalıklar zaten hiç doğum yapmamış kadınlarda daha sık ortaya çıkmaktadır. Yine de, ailede meme hastalıkları ile ilgili sorunları olmuş aile fertlerinin varlığında daha sık meme muayenesi ve film kontrollerinin yapılması önerilir.
  • Yumurtalıkların cevabı yetersiz olabilir ve tedaviden fayda görmeyeceğiniz düşünülürse hekiminiz tedavinizi yarıda keserek işlemi iptal edilebilir. Yumurtalıklar içinde gelişmiş follikül olmasına rağmen yumurta toplama günü içlerinden yumurta elde edilemeyebilir. Bunun sebebi genellikle yumurta toplama işleminden önce yumurtaların zamansız olarak çatlamasıdır. Bu istenmeyen durum genellikle yumurtalık rezervi azalmış ileri yaştaki bayanlarda görülebilir. Çok nadiren de folliküllerin içinde yumurta olmayabilir (boş follikül sendromu). Bu durum ise anne adaylarının %1?inden daha azında görülür. Elde edilen yumurtalar döllenmeyebilir. Bu durumun görülme sıklığı mikroenjeksiyon uygulamalarına bağlı olarak azalmakla birlikte, çiftlerin %2-5?inde anormal yumurtalara veya spermlere bağlı olarak döllenme gerçekleşmeyebilir. Döllenen yumurtaların hiçbiri bölünmeyebilir. Bu durum da oldukça nadirdir ve genelde az sayıdaki ve kötü kalitedeki yumurta varlığında gözlenir. Azospermik erkekte ameliyat ile sperm bulunamayabilir. Böyle bir durumda tedavi yumurta toplama işleminden hemen önce iptal edilir. PGD yapılan olgularda normal bir embriyo bulunamayabilir. Bu durumda da embriyo transferi yapılmaz. PGD ve HLA analizi yapılan embriyolarda embriyo sağlıklı olsa da HLA uyumu yoksa transfer yapılmaz.
  • Tüp bebek tedavisinde, yumurta sayısının artırılması ve kontrollü gelişiminin sağlanması amacı ile anne adaylarına ilaçlar verilir. Hangi anne adayına ne tür protokolle ilaçlar verileceği, ilaçların hangilerinin olması gerektiği, bu ilaçların dozlarının nasıl olmasının gerektiği anne adayının yumurtalık rezervi ile bazal hormon seviyelerinin ölçüldüğü ilk muayenede karar verilir. Dolayısıyla her anne adayının yaşına, yumurtalık rezervine, bazal hormon düzeylerine, vücut kitle indeksine göre kullanılan ilacın türü ve dozu değişecektir. Bunun yanı sıra, aynı ilacı ve dozu kullanan anne adayları arasında da bu ilaca verilen yumurtalık cevapları da yine yaşa, yumurtalık rezervine, bazal hormon düzeylerine, vücut kitle indeksine göre mutlak farklılıklar gösterecektir.
  • Folliküller, anne adaylarının yumurtalıklarında bulunan ve içlerinde yumurtaların geliştiği, küçük, kesecik benzeri yapılardır. Yumurtalıklardaki follikül sayısı, anne adayından alınacak yumurta sayısı ile doğrudan ilişkilidir. Ultrason yardımıyla yumurtalıklardaki folliküller sayılır ve yumurtalık rezervi belirlenir. Buna göre yüksek, normal sınırda ve kötü cevaplı anne adaylarılar saptanır. Bu ayrımı yapmak önemlidir, çünkü verilecek tedavinin nasıl olacağı (uzun ya da kısa tedavi) ve başlangıç iğne dozu buna göre ayarlanacaktır.
  • Tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz yönde etkileyen en önemli faktörler, anne adayının yaşının 38 yaş üzerinde olması, yumurtalık rezervinin ciddi olarak azalmış olması, sperm şeklinin ileri derecede bozuk olması, apoptotik yapıda sperm sayısının fazla olması olarak sayılabilir. Tüm bunların yanı sıra, anne ve baba adaylarının özellikle tüp bebek tedavisinin gerektiği biçimde yapıldığı merkezlerle buluşmasının gecikmesi, atlanmış olan bazı infertilite faktörlerine gereken önemin verilmemesi nedeni ile birçok tüp bebek denemesi yapılmış olması dolaylı nedenlerdir. Defalarca başarısız tedaviler alınması anne baba adaylarını hem gereksiz ilaç kullanarak yan etkilere maruz bırakmakta, hem bu tedavilerle zaman kaybetmelerine neden olmakta ve hem de maddi sıkıntılara sokmaktadır. Bu psikolojik travmaların da infertilite tedavilerine olan güvensizliği yaratması nedeni ile tedavi başarısını etkilediği düşünülmektedir. Başarısız tüp bebek tedavilerinin nedenlerinin doğru tespit edilmesi, yeni bir tüp bebek tedavisine başlanmadan, gebelik şansını artırıcı diğer uygulamaların doğru ve eksiksiz biçimde planlanması bu anne baba adayları için kaçınılmaz bir gerekliliktir.
  • Yumurtalıkların aşırı uyarılması en önemli riski oluşturur. Hiperstimülasyon denen bu durumun şiddetli olması halinde hastane tedavisi gerekir. Ancak hangi vakaya ne kadar ilaç dozu verileceğini iyi ayarlayabilen bir merkezde bu oran çok düşüktür. Ayrıca yumurta toplama işlemine bağlı nadiren karın içine kanama veya enfeksiyon oluşabilir. İdrar torbası, idrar borularına ait zedelenmeler ise çok daha nadir olarak ortaya çıkabilmektedir.
  • Tüp bebek tedavisinde, anne adayında yumurta sayısını artırmak için kullanılan ilaçların içerikleri ağırlıklı olarak hormonlardır. Bu ilaçların kullanıldıkları süre boyunca oluşturdukları, ilaç kullanımı kesildikten bir süre sonra etkilerinin de kesileceği bazı yan etkiler görülebilmektedir. Bunlardan en sık görülenleri vücutta şişkinlik, göğüslerde hassasiyet, halsizlik vb.dir. Bu ilaçların uzun vadede kansere yol açan ya da vücutta kalıcı değişikliklere yol açan etkileri yoktur. Bu ilaçlar ağırlıklı olarak iğne ile vücuda verilir. Bu nedenle, iğnelerin yapıldığı yerlerde renk değişiklikleri, şişkinlik ve ağrı olabilir. Bu etkiler de kalıcı değildir. Yumurtalıkları daha hassas ve duyarlı olan bazı anne adaylarının (polikistik over hastalığı olanların) kullanılan yumurta geliştirici ilaçlara verdikleri aşırı yanıtlar nedeni ile OHSS denilen yumurtalıkların aşırı uyarılması durumu ortaya çıkabilir. Böyle bir durumun ortaya çıkabileceği riski tedavinin başında öngörülebildiğinden, tüp bebek tedavisi sırasında buna dikkat edilir, buna rağmen geliştiği durumlarda gereken müdahaleler yapılır.
  • Tüp bebek tedavisinde amaçlanan anne adayında kaliteli yumurta elde edilmesine yönelik uygulanacak tedavi yönteminin doğru seçimi oldukça önemlidir. Bu nedenle, ilk muayenede yumurtalık rezervinin USG ile saptanması ve temel hormon düzeylerinin bilinmesi gereklidir. Tedaviye başlama döneminde anne adayının yumurtalık rezervi iyi düzeyde ve istenen sayıda yumurta verebilecek ise, yumurta gelişim ve çatlama sürecinin kontrolünün tıbbi ekipte olacağı tedavi yöntemi seçilir (long-uzun protokol). Bu yöntemde, anne adayı âdetinin 21. günü tedavinin ilk aşamasını başlatır, ilaç kullanmaya başlar. Bu ilacı kullanırken göreceği âdetin 3. Günü veya adet gerçekleşmezse ilacın 14. Günü tedavinin ikinci aşamasına geçer. Diğer tedavi yönteminde, anne adayının yumurtalık rezervinin istenen sayıda yumurta geliştirme konusunda dikkat edilmesinin gerekliliği saptanmışsa tercih edilir. Bu yöntemde anne adayında âdetinin üçüncü günü doğrudan yumurta geliştirici ilaçlara başlanır.
  • Rahimde miyom ya da polip gibi yer kaplayan kitlelerle oldukça sık karşılaşılmaktadır. Polip; rahim iç tabakasında yer alan ve iyi huylu olduğu kabul edilen bir et parçası olarak tanımlanabilir. Sayıca bir adet olabildiği gibi birden fazla sayıda da olabilir. Gebelik, rahimde polip dışında bir alanda gelişse bile, gebeliğin sağlıklı bir şekilde devamına engel oluşturabilir. Dolayısıyla polipin büyüklüğü ve yerleşimi tüp bebek tedavisinin başarısını etkileyebilir, büyüklüğü 1,5 cm altında olan poliplerin varlığında tedaviye devam edilebilir. Miyom rahim ve rahim ağzında görülen normal dışı düz kas dokusu büyümeleridir, iyi huyludurlar. Rahim içinde bulunan miyomlar infertiliteye neden olabilir. Çocuk sahibi olamayan vakaların % 2?3 ünde infertilite nedeni miyomlardır. Miyomlar endometriyumda değişikliklere neden olarak döllenen yumurtanın rahme tutunmasını engelleyebilir. Bunun ötesinde anne adayının tüplerine bası yaparak spermin yumurtaya erişmesini ve döllenmeyi engeller. Miyom varlığında yeri, büyüklüğü, anne adayının yaşı ve varsa önceki tedavileri göz önüne alınarak ameliyat kararı verilir, eğer ameliyat yapılacaksa tüp bebek tedavisini 3?6 ay süre ile ertelemek yararlı olacaktır. Yumurtalıklarda yer kaplayan kistlerin bulunmasının yumurta gelişimini olumsuz etkileyip etkilemeyeceği, bu kistlerin büyüklüklerine ve kandaki kan hormon düzeylerine bağlıdır. Eğer kistin çapının büyüklüğü 3 cm ve daha az ise, aynı zamanda kandaki hormon düzeyleri çok yükselmemiş ise tüp bebek tedavisini yapmakta herhangi bir sakınca yoktur. Endometrioma adı verilen çikolata kistleri için de aynı durum geçerlidir. Ancak, kist büyüklüğü ve kandaki hormon seviyesi istenen düzeylerin üzerinde ise o zaman tedavi ile küçülme sağlanabilir ya da kist aspirasyonu yapılabilir (iğne ile kist sıvısı alınabilir). Bu müdahalelerden sonra tedaviye başlamak daha etkili sonuç alınmasını sağlayacaktır.
  • Teşhis aşamasında (Diagnostik Laparoskopi), tüplerin açık olup olmadığının, yumurtalıklarda yer kaplayan kitle ve yapışıklık olup olmadığının, rahmin yapısının genel durumunun incelenmesi yapılabilir ya da miyom, kitle çıkarılması gibi tedavi amaçlı da (Operatif Laparoskopi) da uygulanabilir.
  • Hidrosalpenks, anne adayının tüplerinin içerisinde sıvı birikmesidir. Tüp içinde akışkanlığı ve ıslaklığı sağlayan sıvı çoğunlukla tüpün açık ucundan karın boşluğuna dökülür. Eğer uç kısımda bir tıkanıklık oluşursa sıvı akışı engellenir ve tüp içerisinde biriken sıvı hidrosalpenks denen durumu ortaya çıkarmaktadır. Tüpün bu içi sıvı dolu şiş kısımlarının içindeki sıvı geri kaçış ile rahim içine geçerek tüp bebek tedavisi sonunda rahme transfer edilen embriyoların tutunmalarını zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle özellikle büyük boyutta olan ve ultrason ile de gözlenebilen hidrosalpenkslerin tedavi öncesi çıkarılması önerilmektedir.